Melez Kampı Rpg


Percy Jackson & Olimposlular En İyi RPG Forum Sitesi
 
AnasayfaAnasayfa  Üye ListesiÜye Listesi  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  
Yönetim

H
elena

Claire Masen

Nathaniel Larter

Fedoroa Fontana

Kulübe Puanları

Zeus Kulübesi

- 000 -

Poseidon Kulübesi
- 000 -

Hades Kulübesi
- 000 -

Afrodit Kulübesi
- 000 -

Apollon Kulübesi
- 000 -

Ares Kulübesi
- 000 -

Artemis Kulübesi
- 000 -

Athena Kulübesi
- 000 -

Demeter Kulübesi
- 000 -

Dionysos Kulübesi
- 000 -

Hephaistos Kulübesi
- 000 -

Hermes Kulübesi
- 000 -

Yarışmalar

Araba Yarışı

- kazanan melezler -

Bayrak Kapmaca
- kazanan kulübeler -


Temizlik Denetlemesi
- kazanan kulübe -


Başarılar

Dönemin En İyi Görevi
- isim -

En İyi Kahramanlar
- isim -
- isim -
- isim -

Boncuk Sıralaması
- birinci melez -
- ikinci melez -
- üçüncü melez -



Paylaş | 
 

 Kİm olduğumu öğreniyorum...

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Stella Fabiano
Hades Çocuğu
Hades Çocuğu
avatar

Rp Yaşı : 15

MesajKonu: Kİm olduğumu öğreniyorum...   C.tesi Ağus. 14, 2010 1:10 pm

Melez Kampına getirildiğim ilk gündü. Kimin kızı olduğum konusunda hiç kimsenin en ufak bir fikri bile yoktu. Yeni edindiğim arkadaşlarım sürekli olarak kimin kızı olabileceğimi tartışıyordu.

“Kesinlikle poseidon” dedi Hermes kulübesinden birileri.

“Yok yok, bence Demeter” dedi bir başkası.

Herkes benim kim olduğum hakkında tartışıyordu ama kimse bana sormuyordu. Kendimi kim olarak hissettiğimi sorsalar, aslında kesin cevaba ulaşabilirlerdi.

Oradan ayrıldım ve arenaya doğru yürüdüm. Daha bir kılıcım bile yoktu ve neler yapabileceğimi de bilmiyordum. Ama hakkımda tartışmaktan benim orada olduğumu unutmuş bir grup insandan daha faydalı şeyler göreceğimden emindim. Yanılmamışım…

Arenanın ortasında karalara bürünmüş bir adam vardı. Bana, ona doğru yürümemi işaret etti. O oradayken diğer melezler geri çekilmişlerdi ve korkulu gözlerle adama bakıyorlardı. Bende ürpererek ona yaklaştım. Yaklaştıkça havanın soğuduğunu fark ediyor, ürpermeme engel olamıyordum. Ve bu çok karmaşık bazı şeylerde uyandırmıştı bende. Mesela ölüm gibi…

İyice yaklaştığımda adam bana bir kol saati verdi ve sadece benim duyabileceğim bir sesle:

“Gerekli zamanlarda seni kurtaracak olan bu. Onu iyi koru” dedi ve simsiyah buharlar halinde ortadan kayboldu. Şaşkınlıktan dona kalmıştım, bu da kimdi yahu? Elimdeki saati inceledim. Rengi siyah beyazdı. Kenarlarında iki tane şimşek resmi, ortasında da bir kurukafa resmi vardı ve bu beni ürkütmüştü. Saat çok soğuk ve ağırdı. Onu koluma taktığımda içim ürperdi ve titrememe engel olamadım. Gerçekten bu saatte tuhaf bir şeyler vardı.

Ares kulübesinden birileri geldi ve saati getireni sordu. Ona en ufak bir fikrimin bile olmadığını söyleyince de:

“Yalancı! Sana meydan okuyorum, yalan söylemenin bedelini çok fena ödeyeceksin” dedi. Korkmuştum! Daha önce bırakın kılıç kullanmayı, patates bile soyamazdım ki ben! Üstelik tek silahım kim olduğunu bilmediğim bir adamdan gelen aptal bir saatti, ne yapabilirdim bir Ares savaşçısına karşı?

Tanrı ebeveynime dua etmeye başladım.

“Tanrı babacığım, artık her kimsen! Lütfen bana yardım et! Bu Ares çocuğu beni paramparça eder, Hades’in yanına gitmek için çok gencim” diye mırıldandım. Bu arada Ares çocuğu da saldırıya geçmişti. Derin bir nefes aldım ve içimden yükselen bir ses duydum.

“Saati kullan” diyordu bir ses.

“Orasını anladık babacığım, peki nasıl kullanacağım?” diye mırıldandım yeniden. Ses önce güldü, sonra da:

“Saatin kenarındaki tuşa dokun” dedi. Hemen dediğini yaptım ve kol saati uzun bir kılıca dönüştü! Böylece Ares çocuğunun ilk hamlesini savuşturmuş oldum.

“Şimdi de gücün ellerinde olduğunu hisset. Kılıcının dünya üzerindeki en güçlü silah olduğunu hayal et! Zaten öyle!” dedi ses. Gözlerimi kapatıp hayal ettim. En güçlü silah deyince aklıma ilk önce bir tank geldi ama gözlerimi açtığımda tank yerine çok başka bir şeye sahip olduğumu gördüm. Bu bir şimşekti! Ve her bahsine varım, bu Zeus’un şimşeğiydi!

Şimşeği gören Ares çocuğu tekrar saldırmadı. Sadece yüksek sesle yutkundu ve:

“O Zeus’un kızı! Tanrılarım, Zeus’un bir kızı daha var!” diye bağırarak koşmaya başladı. Gülümsedim ve içimden:

“Teşekkürler baba” dedim.

Hermes kulübesine geldiğimde herkes yine beni konuşuyordu.

“Demek Zeus’un kızısın ha? Bu çok havalı bir şey! Hatta mükemmel!” diyordu birileri. Herkes aynı anda konuşunca başım dönmeye başlamıştı. En yakındaki kıza beni revire kadar götürüp götüremeyeceğini sordum. Kız büyük bir memnuniyetle kabul etti.

Revire giderken herkes bana bakıyor ve beni alkışlıyordu. Eh, ne yalan söyleyeyim, Zeus’un kızı olmak gerçekten çok fiyakalı bir işmiş doğrusu. Sanırım böyle yaşayabilirdim, eğer asıl babam ortaya çıkıp tüm sürprizi mahvetmeseydi!

Revirde otururken yine herkes başıma toparlanmıştı. Bir yandan onları cevaplıyor, bir yandan da babama teşekkür üstüne teşekkür ediyordum.

O sırada ilginç bir şey oldu. Başımın üzerinde Hades’in miğferinin bir görüntüsü belirdi. Herkes şaşkınlık içinde ona bakıyordu. Onlara göre benim Zeus’un kızı olmam gerekiyordu ama başımdaki miğfer çok açık olarak Hades’in çocuğu olduğumu gösteriyordu. Çocuklar benden uzaklaşmaya başlamışlardı. Sanırım 5 dakikalık ünüm buraya kadardı…
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Kİm olduğumu öğreniyorum...
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Melez Kampı Rpg :: Melez Kampı :: Arena-
Buraya geçin: