Melez Kampı Rpg


Percy Jackson & Olimposlular En İyi RPG Forum Sitesi
 
AnasayfaAnasayfa  Üye ListesiÜye Listesi  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  
Yönetim

H
elena

Claire Masen

Nathaniel Larter

Fedoroa Fontana

Kulübe Puanları

Zeus Kulübesi

- 000 -

Poseidon Kulübesi
- 000 -

Hades Kulübesi
- 000 -

Afrodit Kulübesi
- 000 -

Apollon Kulübesi
- 000 -

Ares Kulübesi
- 000 -

Artemis Kulübesi
- 000 -

Athena Kulübesi
- 000 -

Demeter Kulübesi
- 000 -

Dionysos Kulübesi
- 000 -

Hephaistos Kulübesi
- 000 -

Hermes Kulübesi
- 000 -

Yarışmalar

Araba Yarışı

- kazanan melezler -

Bayrak Kapmaca
- kazanan kulübeler -


Temizlik Denetlemesi
- kazanan kulübe -


Başarılar

Dönemin En İyi Görevi
- isim -

En İyi Kahramanlar
- isim -
- isim -
- isim -

Boncuk Sıralaması
- birinci melez -
- ikinci melez -
- üçüncü melez -



Paylaş | 
 

 Rebecca Mitchell (2.rp)

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Rebecca Mitchell
Ares Çocuğu
Ares Çocuğu
avatar

Rp Yaşı : on altı.

MesajKonu: Rebecca Mitchell (2.rp)   Ptsi Nis. 25, 2011 11:29 pm

Yemyeşil çimenlerin arasında telaşlı bir biçimde hızlı adımlarla ilerliyordum."Poppy!" Küçük, sevimli köpeğimin adı buydu. Onu nasıl da kaçırmıştım elimden? Şimdiyse onu arıyordum ama hiçbir yerde bulamıyordum. Hava yavaş yavaş kararmaya başlamıştı. Yakında güneş tamamen kaybolacaktı. Umudum git gide yerini endişeye bırakıyordu. Bir kez daha bağırdım köpeğime. "Poppy!" Ama hala Poppy'den bir iz yoktu. Nereye kaybolmuştu bu köpekçik? O sırada çalıların arasından bir ses geldi. Hemen umutla o tarafa koştum, ama burada hiçbir şey yoktu. Yoksa halüsinasyon falan mı görmeye başlıyordum? Hayal kırıklığıyla köpeğimi aramaya devam ederken birden gür bir kükreme sesi duydum. Aslında tam olarak bir kükreme değildi ama başka hangi sese benzetebileceğimi bilmiyordum. Bu sesin Poppy'den çıkmadığı kesindi. Bu ses, başımın belada olduğunun habercisiydi. Poppy'yi bulmadan gitmek istemiyordum ama eğer vahşi hayvanlara yem olmak istemiyorsam başka şansım yok gibi görünüyordu. Ben de ormanın çıkışına doğru koşmaya başladım. Daha doğrusu ben oraya doğru koştuğumu sanıyordum. Ama sanki hep aynı yerin etrafında koşuyormuşum gibi geliyordu. Harika, şimdi de kaybolmuştum. O kükreme sesini tekrar, daha yakınımdan duyunca yüreğim ağzıma geldi. Arkama bakmadan koşmaya başladım. O kadar hızlı koşuyordum ki bir şeye çarptığımı ancak çarptığım şey kükreyince anladım. Korku dolu bir ifadeyle yavaşça başımı kaldırdım ve onu gördüm. O korkunç yaratığı.

***

Titreyerek uyandım. Yastığım ter içinde kalmıştı. Gördüğüm rüya, daha doğrusu kabus, çok gerçekçiydi. Her şeyi en ince ayrıntısına kadar hatırlıyordum. Poppy'yi aradığım ormanı, o korkunç canavarı, endişelerimi, korkularımı... Rüyamın etkisinden ancak telefonumun sesiyle kurtulabildim. Hemen telefonumun kapağını kaldırdım ve kulağıma koydum. "Selam Becca, evden çıktın mı?" Bu ses Serena'ya aitti. Ama anlamadığım şey neden evden çıkıp çıkmadığımı soruyor olmasıydı. Sonra birden dün Serena ve Penelope ile kafede buluşmak üzere sözleştiğimizi hatırladım. Hay aksi, nasıl da unutmuştum? Saate baktım, on buçuk olmuştu. Hızla yatağımdan kalkıp banyoya doğru yönelirken hala hatta beklemekte olan Serena'ya "Hayır Serena, henüz çıkmadım. Merak etme, beş dakikaya hazır olurum." dedim. Serena ise "Ne? Yoksa daha hazırlanmadın mı? Becca, on beş dakika sonra kafede olman gerekiyor." Dudağımı ısırdım ve "Evet Serena, bunu biliyorum. Endişelenme, on beş dakikaya kafeye gelmiş olurum." dedim daha fazla azar işitmemek için aceleyle telefonu kapatırken. Sonra da lavaboya girip yüzümü yıkadım ve dişlerimi fırçaladım. Dolabıma doğru koşturarak elime geçen kıyafetleri çabucak giyindim. Mutfağa geçtiğimdeyse annemin işe gitmeden önce hazırladığı kahvaltıdan birkaç şey atıştırdım. O sırada Poppy neşeyle havlayarak yanıma geldi. Kuyruğunu sallıyor, yerinde zıp zıp zıplıyordu. Bu haliyle gerçekten çok tatlıydı. Ama maalesef şimdi onu şımartacak zamanım yoktu, acele etmeliydim. Kahvaltımdan biraz atıştırdıktan sonra yanıma çantamı ve ceketimi alarak kapıya yöneldim. Ancak Poppy bir türlü peşimi bırakmıyordu. Ben kapının yanında dururken bana o kocaman kahverengi gözleriyle öyle bir bakışı vardı ki onu evde yalnız bırakmaya gönlüm el vermedi. Hemen tasmasını Poppy'nin boynuna taktım ve aceleyle evden çıkarak buluşacağımız kafeye doğru hızlı adımlarla yürümeye başladım. Sonunda kafeye vardığımda Serena ile Penelope'nin oturmuş, sabırsızlıkla beni bekliyor olduklarını gördüm. "Selam kızlar!" dedim neşeli bir tonla suçumu örtbas etmeye çalışarak. Bana kızmamışlardı ama bunun nedeninin benim sözlerim değil, Poppy'nin tatlılığı olduğu belliydi. Poppy'yi gören herkes onun şirinliğine hayran kalıyorlardı. Masaya oturduktan sonra garson geldi ve siparişlerimizi aldı. Üçümüz de favori içeceğimiz olan milkshake içecektik. Bir süre sohbet ettikten sonra milkshakelerimiz geldi. Artık sohbet daha tatlı bir hal almıştı. Tam milkshakelerimizi bitirmiştik ki telefonum çaldı. "Alo." "Alo, Becca. Hemen her zamanki buluştuğumuz parka gelmelisin. Hemen." Tedd bunları söyledikten sonra telefonu kapattı. Eğer sesi bu kadar ciddi gelmeseydi şaka yapıyor olduğunu sanırdım. Ama sesi gerçekten de endişeli geliyordu. Kızlardan özür diledim ve izin isteyerek yerimden kalkarak Poppy ile birlikte kafeden dışarı çıktım. Her ne kadar Serena ile Penelope'ye belli etmesem de içimde büyük bir tedirginlik vardı. Tedd durup dururken neden böyle bir şey istemişti ki? Neyse, gidince öğrenecektim nasılsa. Ben bunları düşünürken birden Poppy'nin tasması elimden kaydı ve Poppy koşturmaya başladı. Ne olduğunu anlayamamıştım ama ben de onun peşinden koşmaya başladım. Poppy kısa bir süre koştuktan sonra ormanlık bir alana girdi. Ben de onun peşinden tabii. Ama ben ormana girer girmez Poppy gözden kayboldu. Onu ararken deja vu hissiyle birlikte bir şey kafama dank etti. Aman Tanrım! Bu orman, Poppy'nin kaçması... Olaylar aynen rüyamda gördüğüm gibi gelişiyordu. Suratımdaki dehşet ifadesiyle ormanın bitişine doğru koştum ama yok, çıkış hiçbir yerde yoktu. Kaybolmuştum, aynı rüyamdaki gibi. Ama koşmaya devam etmekten başka çarem yoktu. Eğer her şey rüyamdaki gibi oluyorsa birazdan bir kükreme sesi duyacaktım. Ben bunu düşünür düşünmez o kükreme sesini duydum ve bir kez daha dehşete kapıldım. Korkuyla kaçarken çok sert bir şeye çarptım. Bunun ne olduğunu biliyordum ama yine de bir umut kafamı kaldırıp yukarı baktım. Yanılmamıştım, bu o rüyamda gördüğüm korkunç yaratıktı. Önce yavaşça geri geri gittim ve sonra canavara arkamı dönüp hızla koşmaya başladım. Canavar istese iki adımda bana yetişebilirdi gerçi. Ama başka şansım yoktu. Ben arkama bakmadan koşarken canavarın o koca ayaklarının çıkardığı gümbürtüyü duyabiliyordum. O adım attıkça yerin sallandığına yemin edebilirdim. Korkudan neredeyse kalbim duracaktı. Bir süre koştuktan sonra artık nefes alamaz hale gelince durmak zorunda kaldım. Bir ağaca yaslandım ve nefesimi düzene sokmaya çalıştım. Ama bu korku ve dehşetle bunu başarmak hiç de kolay değildi. O sırada gözüme bir tabela çarptı. Üzerinde Melez Kampı yazıyordu. Garip bir yere benziyordu ama şu an bulunduğum durumdan daha garip bir durumda olamazdım herhalde. Resmen bir canavar tarafından kovalanıyordum! Normalde bilmediğim yerlere girmek gibi bir huyum yoktu ama bu sefer farklıydı. Canavarın kükreyişini bir kez daha yakınımda duyar duymaz hiç düşünmeden hakkında hiçbir fikrimin olmadığı Melez Kampı'na doğru koşmaya başladım.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Artemis
Tanrıça
Tanrıça
avatar

Rp Yaşı : Ölümsüz.

MesajKonu: Geri: Rebecca Mitchell (2.rp)   Salı Mayıs 03, 2011 10:54 pm

Yeni rp puanın 90. Tebrikler.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Rebecca Mitchell (2.rp)
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Melez Kampı Rpg :: Forum :: Rp Puan Belirleme Sistemi-
Buraya geçin: