Melez Kampı Rpg


Percy Jackson & Olimposlular En İyi RPG Forum Sitesi
 
AnasayfaAnasayfa  Üye ListesiÜye Listesi  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  
Yönetim

H
elena

Claire Masen

Nathaniel Larter

Fedoroa Fontana

Kulübe Puanları

Zeus Kulübesi

- 000 -

Poseidon Kulübesi
- 000 -

Hades Kulübesi
- 000 -

Afrodit Kulübesi
- 000 -

Apollon Kulübesi
- 000 -

Ares Kulübesi
- 000 -

Artemis Kulübesi
- 000 -

Athena Kulübesi
- 000 -

Demeter Kulübesi
- 000 -

Dionysos Kulübesi
- 000 -

Hephaistos Kulübesi
- 000 -

Hermes Kulübesi
- 000 -

Yarışmalar

Araba Yarışı

- kazanan melezler -

Bayrak Kapmaca
- kazanan kulübeler -


Temizlik Denetlemesi
- kazanan kulübe -


Başarılar

Dönemin En İyi Görevi
- isim -

En İyi Kahramanlar
- isim -
- isim -
- isim -

Boncuk Sıralaması
- birinci melez -
- ikinci melez -
- üçüncü melez -



Paylaş | 
 

 Mark W. Trully

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Mark William Trully
Apollon Çocuğu
Apollon Çocuğu


Rp Yaşı : 17

MesajKonu: Mark W. Trully   Salı Mayıs 17, 2011 1:42 am

Sabahın ilk ışıkları odamı henüz aydınlatmaya başlamıştı.Ben ise çoktan
uyanmış bugünkü derslerime çalışıyordum.Derslere okula gitmeden
hazırlanmam gerekiyordu , çünkü DEHB ve disleksi sorunlarım yüzünden
okulda derslere adapte olamıyordum.Annem de bana gerekli yardımı
ediyordu.Gerekli derken aşırı anlamında...O olmasa belki şu an 4.
sınıfta olabilirdim.Ben babamı hiç tanımadım.Annem babamın ben küçükken
gitmek zorunda olduğunu söyledi.Evde tek bir fotoğrafı bile yoktu.Babam
gittikten sonra annem Jake adında biri ile evlenmiş.Jake çok iyi biri.
Bana her zaman kendi çocuğu gibi davranıyor.En çok Latince dersini
sewiyorum.Dersin öğretmeni Bay Leonard bize her zaman eğlenceli şeyler
anlatıyor.Çenesinin hemen ucunda uzun bir keçi sakalı ve gür kıvırcık
saçları var.Yüzünde öyle bir ifade var ki uzaktan görseniz keçi bile
sanabilirsiniz.

Derslerimi gözden geçirdikten sonra kitaplarımı
sırt çantama yerleştirdim.Bu saate kadar herkes kalkmış
olmalıydı.Odamdan çıktım ve mutfağa gittim.Annem yine kahvaltıyı
hazırlamakla meşguldü.Üstünde mavi pijamaları da olsa onu hep güzel
buluyorum.Uzun kumral saçları ve zümrüt yeşili gözleriyle bana bir
prensesi andırıyor.Beni farketmemişti.Arkasından gizlice yürüyüp
gözlerini kapattım ve sesimi değiştirerek sordum:
-Kimim ben?
İlk
önce kahkahayı bastı.Bu kahkahadan sonra hala evde uyuyan biri kaldıysa o
kişiye saygım sonsuz.Kendinden emin bir şekilde cevap verdi:
-Hmm...Acaba sevgili kocam mı?Yoksa yaramaz oğlum mu ? Sanırım doğru cevap Jerry olacak değil mi ?
Gülümsedim ve ellerimi gözlerinden çektim.Arkasına döndü ve pestilimi çıkarırcasına beni kucakladı.Zar zor konuşabildim:
Evet , doğru tahmin ama ikinci adımı kullanmayı pek sevmiyorum.Tamam anne beni bırakabilirsin.ANNE!
Beni
bıraktığında yeniden nefes alabiliyordum.Bana gülümsedi ve kahvaltıyı
hazırlamaya devam etti.Bugün okul gezisi vardı.O yüzden kahvaltı
yapamayacaktım.Okul otobüsü bizi erkenden alıp Eski Yunan Müzesi'ne
götürecekti.Odama gidip üstü çıkartmalarla dolu sırt çantamı aldım.Ne
ararsanız onun üzerinde vardı.Birkaç ünlü fotoğrafı , Superman , Batman ,
Spiderman ve tam ortada da en sevdiğim , KOM oyunundan alınmış Poseidon
çıkartması vardı.Gerçekten denizi çok severim.Bu yüzden ailemle
birlikte sürekli tekne gezisine çıkarız.Dışarıdan korna sesi
duyuldu.Cama koştum.Otobüs gelmişti.Evdekilere veda ettikten sonra aşağı
indim.Otobüse her zamanki gibi en son ben biniyordum.Çünkü evimiz New
York'un dış kısmındaydı.Bu yüzden en sona ben kalıyordum.Bay Leonard
eline bir kutu Cola almış hem içiyor hem dişliyordu.Nasıl bir insan
içecek kutusunu dişler ki?Beni görünce göz kırptı.Otobüste eyr bulmak
samanlıkta iğne aramaktan daha zordu.Bazen birbirimizin kucağına
otururduk.En sonunda arkalarda boş bir koltuk bulabildim.Yanımdaki
koltukta garip bir çocuk oturuyordu.O kocaman gözlerini bana çevirdi :
-Merhaba ben Micheal.Nasılsın?
Çocuğun
kısa kızıl saçları vardı.Gözleri aynı iki zeytini andırıyordu.Üzerinde
siyah deri bir ceket ve kot pantolon vardı.Kanım bu çocuğa pek
ısınmamıştı.Yinede cevap verdim :
-Merhaba , bende Josh.Tanıştığımıza memnun oldum.
Micheal
birşey olmamış gibi yüzüme kuzu kuzu bakıyordu.Onu boşverdim.Otobüs New
York'un içine daldı.Binalar , insanlar , ağaçlar yani her şey gözümün
önünden şimşek gibi geçmeye başlamıştı.Bir otobüs bu kadar hızlı
gidemezdi.Birden otobüs tamamen durdu.Gözlerime inanamamıştım.Karşımda
aslana benzer bir yaratık vardı.Kaçmaya çalıştım ama yaratık buna izin
vermedi.Tüm gücüyle üzerime atladı.Gözlerim kararmıştı.

Kendime
geldiğimde başımda inanılmaz şiddetli bir ağrı , altımda da kumlu toprak
yatıyordu.Kendimi zorlayarak kalkmaya çalıştım.Başaramadım.Gücüm
tükenmiş gibiydi.Zar zor etrafıma bakındım.Otobüs yana devrilmiş ,
herkes etrafa saçılmıştı.Sanırım kaza yapmıştık.Ama bayılmadan önce
gördüğüm yaratık aklımdan çıkmıyordu. Biraz sonra gücüm yerine gelmişti.
Yattığım yerde biraz doğruldum. Birden karşımda Micheal'ın durduğunu
gördüm. Kızıl saçları toz toprak içinde kalmıştı. Yüzünde pis bir
sırıtma ifadesi vardı. Ukala bir ses tonuyla konuştu:
-Hey! Bakın kim uyanmış? Küçük melez çocuk.
-Ne diyorsun sen deli herif! Bana yardım ette ayağa kalkayım.
-Küstahlığının bedelini ağır ödeyeceksin!
Bunları
dedikten sonra değişmeye başladı ve yaratığımsı bir şeye dönüştü. Başı
bir aslana benziyordu. Gövdesi bir kartalınki gibi tüylerle kaplıydı.
Kuyruğu ise pullarla kaplı dev bir akrep kuyruğuydu. Ayrıca bir kartalın
kantlarına sahipti. Gözlerinde alev fışkırıyordu. Yaratık tüm gücüyle
kükredi ve üzerime saldırıya geçti. Tam o anda Bay Leonard elinde bronz
bir kılıçla önüme geçerek beni kurtardı. Fakat şöyle bir gariplik vardı.
Bay Leonard'ın kafasından iki büyük keçi boynuzu boy göstermişti.
Bacaklarının yerinde ise kıllı keçi ayakları vardı. Toynakları bile
vardı! Yaratık ve Bay Leonard savaşırken gücümü toplamaya çalışıyordum.
Ama bir türlü konsantre olamıyordum. Bay Leonard usta kılıç
hareketleriyle yaratığa zor anlar yaşatıyordu. Ben ise kenarda oturmuş
onları izliyordum. Sanki HD bir film gibiydi. Tek farkı BU GERÇEKTİ!
Dehşete düşmüş durumdaydım. Bay Leonard isabetli bir darbeyle kılıcını
tam yaratığın başına indirmeyi başarmıştı. Yaratık acı bir feryat
kopardı ve altın bir toz haline dönüşerek yok oldu. Bay Leonard kırış
kırış alnında biriken teri silerek, keçi koşuşuyla yanıma geldi.
Endişeli gözlerle beni süzdü. En sonunda konuştu:
-İyisin ya evlat?
-İyiyim Bay Leonard. Demin bize saldıran şey neydi öyle? Yoksa bu bir kamera şakası mı?
-O bir mantikor'du evlat. Emin olabilirsin, bu bir kamera şakası değil.
-Güldürmeyin beni. Mantikorlar Yunan Mitolojisindeki yaratıklar. Onlar gerçek olmaz. Değil mi?
-Evet o gerçekti evlat. Tüm Yunan Tanrıları gerçekte var. Yaratıklarda öyle. Bende bir satirim gördüğün gibi.
-Ama bu biraz garip. Peki niye bana melez dedi o yaratık?
-Çünkü sen Yunan Tanrılarında birinin oğlusun. Seni hemen Melez Kampına götürmeleyim.
Birşey
dememe izin vermeden beni kaldırıp sırtına aldı. Keçi koşuşuyla Long
Island'ın bulunduğu kısma son sürat gidiyorduk. Hayatım tamamen
değişmişti. Melez Kampı neresiydi bilmiyorum ama seveceğimden emin
olabilirdim galiba.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Claire Masen
Admin | Poseidon Çocuğu & Kulübe Lideri
Admin | Poseidon Çocuğu & Kulübe Lideri
avatar

Rp Yaşı : 17

MesajKonu: Geri: Mark W. Trully   Salı Mayıs 17, 2011 1:44 am

Paragraf düzeni, betimleme, imla ve noktalama kurallarından birçok hatan vardı.

Puanın; 60.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Mark W. Trully
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Melez Kampı Rpg :: Forum :: Rp Puan Belirleme Sistemi-
Buraya geçin: