Melez Kampı Rpg


Percy Jackson & Olimposlular En İyi RPG Forum Sitesi
 
AnasayfaAnasayfa  Üye ListesiÜye Listesi  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  
Yönetim

H
elena

Claire Masen

Nathaniel Larter

Fedoroa Fontana

Kulübe Puanları

Zeus Kulübesi

- 000 -

Poseidon Kulübesi
- 000 -

Hades Kulübesi
- 000 -

Afrodit Kulübesi
- 000 -

Apollon Kulübesi
- 000 -

Ares Kulübesi
- 000 -

Artemis Kulübesi
- 000 -

Athena Kulübesi
- 000 -

Demeter Kulübesi
- 000 -

Dionysos Kulübesi
- 000 -

Hephaistos Kulübesi
- 000 -

Hermes Kulübesi
- 000 -

Yarışmalar

Araba Yarışı

- kazanan melezler -

Bayrak Kapmaca
- kazanan kulübeler -


Temizlik Denetlemesi
- kazanan kulübe -


Başarılar

Dönemin En İyi Görevi
- isim -

En İyi Kahramanlar
- isim -
- isim -
- isim -

Boncuk Sıralaması
- birinci melez -
- ikinci melez -
- üçüncü melez -



Paylaş | 
 

 Olivia Pamelia Carter

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Olivia Pamelia Carter
Hermes Çocuğu
Hermes Çocuğu


Rp Yaşı : 16

MesajKonu: Olivia Pamelia Carter   C.tesi Haz. 25, 2011 12:21 am

Kendimi yemyeşil bir alanın ortasında yatarken buldum. Etrafımda bin bir renkte çiçekler, ileride beyaz renkte ahşap bir kamelya vardı. Güneş tam tepedeydi ve olabildiğince sıcaklığını yeryüzüne vermeye çalışıyor gibiydi. Yeşil gözlerimle etrafı taradım. Sıradan bir bahçeye benziyordu. Ellerimle yere destek yaparak kalktım ve yavaş adımlarla kamelyaya doğru yürümeye başladım. Bir anda üstümdekileri fark ettim. Üstümde pijamalarımı görmeyi bekliyordum ancak çok şık saten bir elbise vardı. Kızıl saçlarımda yapılıydı. O anda kamelyaya vardım ve içeride üvey babam Jack'i gördüm. Üvey dediğime bakmayın, bana çok iyi davranıyor. Her zaman ki sevecenliğiyle gülümsedi ve kollarını açıp konuşmaya başladı ''Liv, canım gelsene. Otur şöyle.'' Gösterdiği yere otururken şaşkınlığımı gizleyemiyordum. Burası neresi? Neden buradayız? ''Burası neresi?'' diye pat diye sordum. Önce şaşırdı ancak sonra devam etti ''Çok merak ediyorsun, biliyorum. Ancak zamanı var.'' dedi. Sabrım taşmak üzereydi. Normalde bu kadar kısa sürede sabırsızlanmazdım ama olmuştu bir kere. Tam karşı çıkacaktım ki birden Jack'in boğuk sesisini duydum ''Liv, haydi tatlım. Uyan artık geç kalacağız.''

****

Birden gözlerimi açtım. Demek hepsi bir rüyaymış. Rahatlamıştım ama hala tedirgindim. ''Haydi uykucu, bugün büyük gün.'' dedi ve göz kırptı. Ancak gözlerinde tedirginlik vardı. Kötü bir hisse kapıldım. Bugün pikniğe gidecektik ve orada bir şey olmasından korkuyordum. Sonra bu düşüncelerin gereksiz olduğunu düşünerek başımı iki yana salladım. Uykum biraz açılınca gülümsedim ve ''Evet. Bugün büyük gün. Hemen hazırlanmalıyım.'' diyerek aynı anda dolabıma koştum. Jack bana bakıp gülümsedi ve bir daha hiç görmeyecekmiş gibi baktı. Sonra kapıyı çekti ve çıktı. Aynı anda ne giyeceğime karar vermeye başladım. Acaba mor tişörtümümü giyseydim, yoksa turuncu pantolonumu? Birden gözlerimin parıldadığını hissettim ve diğer dolaba koştum. Hemen oradan uzun kot pantolonu ve sarı askılı tişörtü kaptım. Böyle çok şık ve pikniğe uygun olabilirdim. Hazır olduğumda saçlarımı yapmak için aynalı masaya oturdum. Neyse ki saçlarım uzundu da bir at kuyruğu ile fazla uzun zaman harcamaktan kurtuldum. Koşarak mutfağa gittim ve Jack'in karşısına oturdum. Biliyorum, 16 yaşında bir kıza göre çocukcaydı bu koşma işi. Yemeği halam hazırlıyordu. Üvey halam yani. O da çok tatlı bir kadındır. Biraz kilosu var ama bu onu daha tatlı yapıyor. Birden beni fark etmiş gibi yaptı ve göz kırptı. ''Ee, demek beni yanınızda istemiyorsunuz ha?'' Babam yalnız gitmek istemişti.''Olurmu hala, bana kalsa seni her yere götürürüm.'' bakışlarımı babama doğru kaydırdım ''Babam istemedi.'' halam şakacı bir tavırla babama baktı ve onu azarlıyormuş gibi yaptı. Ardından tostları önümüze koydu ve başımı okşadı. Bunu sevmiyordum ama halama laf dinletemiyordum. Çocuk değildim ben artık. Yemek bittiğinde babam bana gel işareti yaptı ve doğru kapıya yöneldik. Halamda peşimizden. Beni çok severdi. Üvey olmama rağmen. Onların yanında kendimi üvey gibi hissetmiyordum. ''Görüşürüz canım yavrum.'' ''Görüşürüz hala.'' Halam babamla vedalaştı ve bana özlemle baktı. Bugün abla kardeş bir tuhaflar ama neyse. Kırmızı spor arabanın ön koltuğuna fırladım ve heyecanlı bir bekleyişe başladım. Jack arabaya bindi ve anahtarı çevirdi. Ardından hızlı bir kalkış yaparak beni şaşırttı. Hiç böyle bir kalkış yapmazdı. Acelesi varmış gibi hızlı hızlı gidiyordu. ''Neden bu kadar hızlısın?'' Beni duymadı ya da duymazlıktan geldi. Sorumu yineledim ''Bu ne hız böyle?'' ''Seni bir yere yetiştirmeliyim.'' Garip garip baktım. ''Ne diyorsun?'' Birden gözüm dikiz aynasına takıldı. Arkamızda bir şey vardı. Bu her neyse çok iğrençti ve canavarlara benziyordu. Belki de gerçekten canavardı. Hayır, delirmiş olmalıyım. Canavarlar gerçek değildir ki. Aklıma Yunan Mitolojisi geldi. Oldum olası mitolojiye hayranımdır. Özellikle de Yunan. Orada da buna benzer canavarların mitleri vardı. Ve diğer bir çok şey, tanrılar, tanrıçalar, titanlar... Babam hızlanırken konuşmaya başladı ''Yunan Mitolojisi, biliyorsun.'' Soluk soluğaydı. ''Melezleri, yarı-tanrılarıda biliyorsun'' Şaşkın şaşkın yüzüne bakıyordum. Mavi gözleri çok endişeliydi. ''İşte, inanmayacaksın ama sen onlardan birisin. Seni birine götüreceğim. O seni kampa götürecek.'' Ne demeye fırsat kalmadan canavar üstümüze saldırdı ve ben kendimi arabadan nasıl attığımı bilemedim. Canavar arabanın üstündeyken, telaşla Jack'i aradım. Korktuğumun başına gelmemesini umdum. O anda canavarın karnında oklar belirdi ve tuzla buz oldu. Tehlike kalmayınca, arabaya doğru son hızda koşmaya başladım. Ah, hayır! Jack çok yaralıydı ve ben ağlıyordum. Yanıma elinde oklarla benden büyük bir oğlan geldi ve elini omzuma koydu. ''Tamam melez, baban iyileşecek.'' dedi ve beni kenara çekti. Bu çocuğa güvenmiştim. Beni altından bir arabaya koydu ve uçarak yol aldık. Hey bir dakika, uçarakmı! Ben gerçekten delirmiştim. O anda arkamızda aynı canavarı gördüm. Oğlan sinirle fısıldadı ''Of, yeniden doğdu. Ama nasıl? Bunun en az 1 ay sonra olması gerekirdi!'' Çok şaşırmıştım ve sinirle sordum ''Bana bak, bu canavarları, melez işini bana bir anlatsana?!'' Yola devam etti. Bende içimden 10'a kadar sayarken çok şükür konuşmaya başladı ''Bak, Yunan Mitolojisi'ni biliyorsun. Tanrılar, tanrıçalar felan. İşte melez demek onlardan birinin çocuğu olmak demek!'' Yere doğru iniş yaptı ve bana bir kılıç fırlattı. Ben sanki ne yapmam gerektiğini biliyormuş gibi doğru canavarın üstüne saldırdım. Arkama baktığımda çocuğun sarı saçlarını arkasına attığını ve koşmaya başladığını gördüm. ''Gel buraya seni pis canavar!'' Ne yaypmam gerektiğini biliyordum, ama nereden bildiğimi bilmiyordum. Bunu düşünecek vaktimde yoktu zaten. Hemen kılıcı canavarın bir yerlerine saplamaya çalıştım. Sonuç tam bir başarısızlıktı. Kılıç canavarın kulağına gelmişti ve hiç bir etki yaratmamıştı. Ben ne yapacağımı düşünürken beni elinin tersiyle itti ve yere yüz üstü düştüm. Oğlan bana şaşkın şaşkın bakarken birden aklını başına topladı ve canavara doğru saldırıya geçti ''Şundan bir kurtulalım, başka bir şey istemiyorum.''Oysa ben istiyorum, ne yaptığımızı, neden burada olduğumuzu, rüyamın anlamını bilmek istiyordum. Son bir gayret bende canavarın üstüne atladım ve ayağında derin bir yara açtım. Elimi dudaklarıma götürdüm ve kanadığını fark ettim. Burnum ve başımın bir kısmı kanıyordu. Son gördüğüm şey oğlanın bana telaşla bakması ve canavarın buharlaşmasıydı.

***

Uyandığımda bir yataktaydım. Etrafta bir çok yatak vardı ve herkes oradan oraya koşuyordu. Bunlar keçi bacaklı kişilerdi. Ne dendiğini bilyiordum, Satir. Sanırım bunlar gerçekti. O oğlan gene yanıma geldi ve ''Ben David vonDorf.'' dedi. Bende kendimi tanıttım ''Olivia Pamelia Carter.'' Bana kek gibi bir şeyden bir parça yedirdi. Kendimi daha iyi hissettim.''Bu ambrosia, melezleri kendine getirir ancak fazlası öldürür.'' Etrafıma şaşkınlıkla bakıyordum ''İyi ama burası neresi?'' Gülümsedi. ''Burası Melez Kampı. Burada sen ve benim gibiler var'' diyerek elini uzattı. Yataktan kalkarken her şeye hazırlıklı olmaya ve inanmaya çalışıyordum.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Claire Masen
Admin | Poseidon Çocuğu & Kulübe Lideri
Admin | Poseidon Çocuğu & Kulübe Lideri
avatar

Rp Yaşı : 17

MesajKonu: Geri: Olivia Pamelia Carter   Salı Haz. 28, 2011 1:27 pm

Rp puanı; 80.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Olivia Pamelia Carter
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Melez Kampı Rpg :: Forum :: Rp Puan Belirleme Sistemi-
Buraya geçin: