Melez Kampı Rpg


Percy Jackson & Olimposlular En İyi RPG Forum Sitesi
 
AnasayfaAnasayfa  Üye ListesiÜye Listesi  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  
Yönetim

H
elena

Claire Masen

Nathaniel Larter

Fedoroa Fontana

Kulübe Puanları

Zeus Kulübesi

- 000 -

Poseidon Kulübesi
- 000 -

Hades Kulübesi
- 000 -

Afrodit Kulübesi
- 000 -

Apollon Kulübesi
- 000 -

Ares Kulübesi
- 000 -

Artemis Kulübesi
- 000 -

Athena Kulübesi
- 000 -

Demeter Kulübesi
- 000 -

Dionysos Kulübesi
- 000 -

Hephaistos Kulübesi
- 000 -

Hermes Kulübesi
- 000 -

Yarışmalar

Araba Yarışı

- kazanan melezler -

Bayrak Kapmaca
- kazanan kulübeler -


Temizlik Denetlemesi
- kazanan kulübe -


Başarılar

Dönemin En İyi Görevi
- isim -

En İyi Kahramanlar
- isim -
- isim -
- isim -

Boncuk Sıralaması
- birinci melez -
- ikinci melez -
- üçüncü melez -



Paylaş | 
 

 Christina Carter

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Christina Carter
İnsan
İnsan
avatar

Rp Yaşı : 26

MesajKonu: Christina Carter   Salı Ağus. 16, 2011 9:12 am

"Tatildeyiz, hemen dibimizde deniz var ve sen kitap mı okuyacaksın?!" yine başlıyoruz diye düşündü Christina. Onu hiç anlamıyorlardı. O kitap okumayı ve arkadaşlarıyla takılmayı seviyordu. Denize girmek sorun değildi ama ailesi ona hala çocukmuş gibi davranıyordu ve bu onu sinir ediyordu. "Sana nedenini söylemiştim!.. Of neyse itiraz etmem bir işe yaramayacak değil mi?" "Hayır yaramayacak "diye yanıtladı annesi onu. Christina bu cevap üzerine homurdanarak yataktan kalktı ve en güzel mayosunu çıkardı. Mayo kırmızı rengindeydi ve onun göz rengini ortaya çıkardığı için almıştı. Topladığı siyah, uzun saçlarını açtı. Mayosunu giydikten ve hazır olduğundan emin olduktan sonra eline kitabını alıp çıkmaya hazırlandı. Annesinin onaylamayan bakışlarını görüyordu ama umurunda değildi.

Denize geldiğinde yere havlusunu serdi ve kitabını okumaya devam etti. Gelen erkeklerin ara sıra ona baktığını görüyordu. Christina asla egoist biri olmamıştı, yine de kendisini güzel buluyordu. Siyah saçlarına uyumlu deniz mavisi gözler.. Zayıf bir bel, geniş kalça ve göğüsler.. Dolgun dudaklar biraz pembeleşmiş yanaklar..

Düşüncelerini bölen insanlardan gelen çığlık oldu. Hemen kitabını bırakıp kaçmaya hazırlandı ama bir şey durmasına neden oldu. Bir köpek balığı ona bakıyordu. Hem de sadece ona ve Christina çok şaşırarak köpekbalığının sanki gülümsüyormuş gibi bükülen ağzını gördü. Belki de çok lezzetli bir yemek olduğumu düşünmüştür dedi ve bu düşünceye gülümsedi. O gülümser gülümsemez köpekbalığı kayboldu.


Christina da diğer insanlar gibi rahatlayarak kaldıkları otel odasına dönmek için tam gidiyordu ki birden karşısına çok yakışıklı bir erkek çıktı. Birden karşısına çıkması ilk başta Christina’yı şok etse de erkeği bir yerden tanıdığını hissetti. Erkek de ona bir garip bakıyordu zaten.. Christina kendine gelip "Afedersin geçebilir miyim? Eğer biraz daha burada kalırsam kök salıcam" o bunu söyler söylemez erkek gülmeye başladı. Christina buna hem öfkendi hem de içten içe sonsuza dek gülmesini diledi. Ama erkek sonunda "Hayır" dediğinde Christina müthiş öfkelendiğini hissetti.

Sonra çok tuhaf bir şey oldu. Tam karşılık verecekti ki sesinin çıkmadığını fark etti. Hatta tepki bile veremiyordu. Erkek de sanki böyle olmasını bekliyormuş gibiydi. Onun elini sanki çok yakınlarmış gibi tuttu. Sonra kulağına eğilip "Şimdi benimle geliyorsun Tanrıçam" Tanrıçam mı? Ah harika delinin teki tarafından uyuşturuldum ve kaçırılmak üzereyim sonra çocuğun sözlerini düşündü. Sesinde tutku ve arzu vardı. Christina paniğin ve korkunun tüm vücudunu ele geçirdiğini hissetti. Sonra her şey kararmaya başladı ve Christina’nın gördüğü son şey çocuğun onu denize doğru götürdüğü oldu...

------

Christina yavaş yavaş kendine gelmeye başlamıştı. İlk algıladığı şey yatakta olduğuydu Harika yani tüm o şeyler saçma bir rüyaydı. Fazla kitap okuyorum diye düşündü.Tam kalkıp her sabah yaptığı şeyleri yapacaktı ki iki şeyin farkına vardı. Bir bu onun yatağı değildi, iki burası onun odası değildi. O anda yataktan fırladı. Fırlamanın şokuyla biraz başı döndü ama sonra kendine geldi ve çevresine bakındı. Oda turkuaz renginde boyanmıştı. Dolap gri idi ve üstünde köpekbalığı resimleri vardı. Odada bulunan çekmeceli aynanın önünde bazı toka, bilezik tarzı şeylerin yanında mühürde vardı. Çapraz köpekbalıkları üst üste gelmiş, bir tacın içindeydiler.Christina bir kez daha korkunun tüm benliğini ele geçirdiğini hissetti. Rüya görüyorum, az sonra annem beni uyandıracak ve her sabah yaşadıklarımı yaşayacağım bunları düşünmesine rağmen odayı incelemeye devam etti. Yatak, maviydi, bir kaç deniz kabuğu vardı ve mühürde ördüğü simgenin aynısı yatakta da vardı...

Odayı incelemeyi bıraktıktan sonra nerede olduğunu anlamak için pencereye doğru gitti. Rüya olduğunu düşünmesine rağmen hala kaçırıldığı ihtimalini de unutmamıştı çünkü son yaşadığı olaylar rüya olamayacak kadar gerçekti. Pencereden baktığında her şeyin rüya olduğuna karar verdi. Dışarıda bir sürü saray-en fazla 5 taneydi-vardı ve hepsi suyun altındaydı. Balıklar vardı bu son derece normaldi, normal olmayan tek şey deniz kızları ve erkeklerinin de olmasıydı. Christina ağzı bir karış açık bir şekilde dışarıyı izliyordu. Aynı anda iki şey oldu, camdan gelen esintiyle çıplak olduğunu fark etti ve kapı açıldı.


Kapıda o yakışıklı çocuk vardı. Christina’yı görünce gülümsedi. Sivri dişlerini görebiliyordu. Çocuk Christina’ya doğru yürümeye başladığı anda Christina yatağa gitti,yatağın üstündeki çarşafı alıp üstüne kıyafetmiş gibi örttü. İçinden bir ses nedense bunun rüya olmadığını söylüyordu. Çocuğa "Ne yaptın sen bana?!" diye bağırdı. Bunun üzerine çocuğun bozulmasını beklerken-ya da tereddüt etmesini- çocuk oldukça sakin bir şekilde "Hakkım olanı aldım." dedi. Bunun üzerine Christina daha ne yaptığını anlamadan çocuğa doğru yürüdü ve yüzüne okkalı bir tokat attı ardından "Pislik herif!" diye bağırdı. İşin tuhafı çocuk sanki bu tokattan hiç etkilenmemiş gibi "Yerinde olsam bunu bir daha yapmazdım." dedi. Bunun üzerine Christina ona tekrar bir tokat attı ve "Neyi yapmayım bunu mu? Senin pislik yaptığın şeyden sonra mı?! Bak ne yapalım sen beni evime geri götür sonra da git nasıl fikir?" çocuğun umursamaz gözlerinde artık öfke vardı ve başını hayır anlamında salladı. Sonra Christina’nın bileklerini tuttu. Oldukça sert tutuyordu "Sen benim Tanrıçam olacaksın. Seni bu dünyadaki en güçlü kadınlardan yapacağım. Ve sen bundan hoşlanacaksın." Christina onun yüzüne öfkeyle baktı. O kim oluyordu da Christina’ya emir veriyordu. Ona baktı, yüzüne alaycı bir gülümseme yerleştirip "Acaba o güya Tanrıça yapmayı düşündüğün kıza fikrini sordun mu?" Christina bunu der demez o da gülümsedi. "Sormama gerek yoktu. Zaten bu tür durumlarda hiçbir kıza fikri sorulmaz. Artık eve de dönemezsin.Ailen öldüğünü düşünüyor" bunu dediği anda her şey Christina’nın aklından silindi. Çocuğunun onu sakinleştirmek için kulağına söylediği garip bir kaç şeyden önce hatırladığı tek şey deli gibi bağırıp çocuğu yumrukladığıydı.

---

Siniri biraz daha yatıştıktan sonra tekrar çocuğa dönüp "Neden?.. Neden bunu yapıyorsun? Ben sana ne yaptım?!" dedi ve Christina aynı gün belki bininci kez ağlamaya başladı. Çocuk ona biraz daha yaklaşıp "Sadece çok güzelsin" dedi. Christina bu sefer gülümseyerek "Bazen güzel olmaktan nefret ediyorum" dedi. Çocuk ona gülümsedi ve yanağını okşadı Christina nedendir bilinmez bu sefer kaçmadı ya da çocuğa küfredip vurmaya kalmadı. "Güzel olmak seni bir Tanrıça yapabilir. Yunan mitolojisini bir misin? Tanrıları falan" Christina evet anlamında başını salladı. Çocuk ona "Peki küçük Tanrıları bilir misin? Mesela Köpekbalığı Tanrısı Mono?"

Christina şimdi meraklanmaya ve sabırsızlanmaya başlıyordu. Çocuk neden bu konuyu konuşuyordu. Christina yine de evet anlamında başını salladı. Bir kitapta duymuştu bu ismi. Çocuk bu sefer gülümsedi ve elini uzatarak "Tanındığımı bilmek hoşuma gidiyor" Christina o anda kahkahayı bastı. Ya rüyadaydı ya da delinin teki tarafından kaçırılmıştı.


Çocuk buna biraz bozulmuş gibiydi. Birden Christina’yı elinden tuttu ve dışarı götürmeye başladı. Kapıyı açıp dışarı çıktıkları anda Christina ayağında bir karıncalanma hissetti ve ayaklarına baktı. Küçük bir şokla çığlık attı. Artık rüya gördüğünden emindi.


Onun ayakları yerine kuyruğu vardı ve bu hiç normal değildi. Mono(!) ona bakıp "Rüya olduğunu düşünüyorsun değil mi? Ama değil. Tüm bunlar gerçek. Çevrene bak Christina bu gördüklerin rüya olmayacak kadar gerçek gelecek sana!" Christina şok olmuş ve delirmişsin sen diye Mono'ya bakmaktan vazgeçip çevresine bakındı.

Gördüğü saraylar deniz insanları gerçekti. Christina o yaratıklara bakarken hepsinin kolunda bazı dövmeler olduğunu görmüştü. Bazılarında o mühürde gördüğü simgeden de vardı. Çapraz köpekbalıkları ama taç yoktu.Taç yerine köpek balıklarının çapraz olduğu alandaki boşlukta yıldız vardı. Christina birden tüm bunların fazla geldiğini hissetti. Köpekbalığı Tanrısı(!)na dönüp şu sözleri söyledi "Beni eve götür. Hemen"

.......

Çocuk onu içeri sokunca Christina bir saniyeliğine çocuğun onu eve götüreceğini sandı. Ama çocuğun öfkeli bakışlarını görünce yine yanıldığını anladı tam konuşmaya başlıyordu ki çocuk ondan önce konuştu. "Senin derdin ne?! Ailen öldüğünü sanıyor! Geri dönüp öcü olup döndüm mü yapacaksın?! Hem bana kalırsa çoktan evlerine dönmüşlerdir cenaze için! Üstelik artık sen bizden birisin koluna bak." dediği anda kendi kolunu gösterdi. Çapraz köpekbalıkları bir tacın içine geçirilmişti.Christina ürkek bir şekilde sol kolunu kaldırıp baktı ve dehşetle iç çekti. Aynı dövme onda da vardı. Tek fark o dövmenin altınsa 5 kuruşluk bir paranın büyüklüğünde de dövme olmasıydı. Dövme su elementini temsil eden simgeydi peki bu ne anlama geliyordu? O bunları düşünürken çocuk konuştu şimdi biraz daha sakinleşmiş gibiydi "Artık anladın değil mi? Zaten sen bir tuhafsın köpekbalığına dönüşebilenlerin kuyruğu gridir. Mavi rengi değil ama seninki öyle.."


Christina yine dövmesine baktı. Acaba kuyruğunun rengiyle bu dövmenin bir alakası var mıydı? Dayanamayıp Mono'ya baktı "Sence şu dövmeyle alakası olabilir mi?" Anlaşılan Mono o küçük dövmeyi görmemişti, alaycı gülümsemesi geri geldi ve tam bir şey söylemek üzereyken Christina yan döndü ve o küçük dövmeyi gösterdi. Gösterdiği anda Mono'nun alaycı ifadesi gitti ve yerine merak, şaşkınlık, dehşet ve sevinç ifadeleri geldi. Ardından "Poseidon Aşkına!" diye bağırdı ve Christina’yı tuttuğu gibi dışarı çıktı. Christina çıktığı anda ayaklarında yine bir karıncalanma hissetti ama bakmasına fırsat kalmadan Mono onu çekti ve tüm saraylar içerisinde en muhteşem olana gitmeye başladılar. Sanki zihnini okumuşçasına Mono "Poseidon'un sarayı'na gidiyoruz" dedi. Neler olduğunu merak eden Christina, Mono'ya ne olduğunu neden böyle yaptığını sormak istedi ama Mono onu dinlemiyordu.

İçeri girdiklerinde muhafızlar ilk önce onlara yol vermedi. Haklılar diye düşündü Christina ama Mono onlara dövmeyi gösterince hepsi geri çekildiler. Yüzlerinde Mono dövmeyi ilk gördüğü zamanki ifade vardı. Christina şimdi iyice meraklanmaya başlamıştı. Poseidon'un taht odası o kadar büyük, muhteşem ve o kadar kudretliydi ki Christina her an parçalanabileceğini hissetti. O odayı incelerken Mono Poseidon’a bir şeyler söyledi ardından Poseidon ayağa kalkıp Christina’ya dövmeyi göstermesini istedi. Christina iyice meraklanmaya başlasa da yine de dövmeyi gösterdi. Tepki mi? Christina iyice meraklandıracak kadar Mono'nun tepkisine benzerdi.
..........



Christina çevresine merakla bakıyordu. Mono şimdi Poseidon’la konuşuyordu ve sanki dünyayla ilişkilerini kesmişlerdi. Diğerleri ise Christina’nın dövmesini görmek için yan yan bakıyor sonra da aralarında fısıldaşmaya devam ediyorlardı. Bu da giderek Christina’nın sinirlerini bozuyordu. Mono ile Poseidon'a baktı. Mono'nun konuşurken çıkardığı seste gurur ve kibir vardı. İlk başta bu Christina’yı rahatsız etse de sonra konuya el atmanın onun konuşma stilinden rahatsız olmakla meşgul olmaktan daha iyi olduğuna karar verdi. Diğerlerine bakarak numaradan öksürüyormuş gibi yaptı ve birden herkes sustu. Bu olayın şaşkınlığını atlattıktan sonra yarı kibar yarı sinirli bir şekilde "Acaba biri bana burada olanları ve herkesin neden böyle tepki verdiğini anlatabilir mi?" dedi. Bunun üzerine Poseidon ona doğru yürümeye başladı. Christina ifadesinden bir şeyler çıkarabilmek için Tanrının suratına baktı ama hiçbir şey hiçbir şey anlaşılmıyordu.


Poseidon yanına geldiğinde Christina nefesini tuttu. Onun yanında kendini her an ezilecek bir böcek gibi hissediyordu. Sonra Tanrı konuştu "Bu dövmenin anlamını bilen pek insan kalmadı sanırım sen de bilmiyorsun. Hmm. Anlaşılan biri sana anlatmalı. Bu gördüğün su elementinin sembolüdür. Sadece denizde değil her yerde her şekilde sudan güç alabilir ve yaşayabilirsin. Bu da düşmanların için kötü olur. Normalde ben bir melezin ya da tanrının bu dövmeye sahip olacağını düşünürdüm. Bir insan kızın değil. Napalım kader tanrıçaları böyle uygun görmüş." Christina ağzı açık ve şaşkın bir şekilde Poseidon'a bakıyordu. Birden tüm öfkenin kendisini ele geçirdiğini hissetti. Ardından Poseidon'a masumca ve saf bir kızmış ses tonunu kullanarak -ki Tanrı zaten onu öyle sanıyordu- "Tanrı Poseidon acaba bu element sahipleri Tanrıları yenecek güçte midir?" dedi. Tanrı ilk başta kıza şüpheli bir şekilde baksa da sonra "Evet, umarım bu gücünü iyilik adına kullanırsın Christina aynı zamanda bir isim de bulmalıyız sana.. O kendiliğinden bulunacaktır. Şimdi gidebilirsiniz." Mono eğilirken Christina sadece başını eğdi. Poseidon sinirlenmişe benziyordu ama ne yapabilirdi ki Christina’ya ondan daha güçlü olduğunu kendisi söylemişti.


Kapısında köpekbalıklarının nöbet tuttuğu saraya geri döndüler. Muhafızlar onları selamladı ardından geçmeleri için yol verdiler. Tekrar odalarına girdiklerinde Christina hemen kuyruğuna baktı. Daha o bakarken karıncalanmaya başlamışlardı. Kuyruk yerini ayaklara bırakırken Mono'ya baktı. Mono da ona bakıyordu. Sanki davetkar gibiydi. Gözlerindeki arzu ve şehvet görülebiliyordu. Bir an için bakıştılar. Monoona doğru yavaş adımlarla ilerlemeye başladı. En sonunda durduğunda Mono'nun yüzünde zafer dolu bir sırıtış belirdi ve bir elini Christina’nın beline öbür elini de kalçasına koyarak onu kendine yaklaştırdı ve öpmeye çalıştı. Christina ona karşılık vermedi, Mono onun kolunu bıraktı ve elinden tutup eve doğru ilerledi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Helena
Admin | Tanrıça
Admin | Tanrıça
avatar

Rp Yaşı : Ölümsüz

MesajKonu: Geri: Christina Carter   Ptsi Ağus. 29, 2011 8:49 pm

Bu rp bana tanıdık geldi. Başka sitede yazdığın bir rp mi?
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://melezkampi-rpg.all-up.com
 
Christina Carter
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Melez Kampı Rpg :: Forum :: Rp Puan Belirleme Sistemi-
Buraya geçin: