Melez Kampı Rpg


Percy Jackson & Olimposlular En İyi RPG Forum Sitesi
 
AnasayfaAnasayfa  Üye ListesiÜye Listesi  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  
Yönetim

H
elena

Claire Masen

Nathaniel Larter

Fedoroa Fontana

Kulübe Puanları

Zeus Kulübesi

- 000 -

Poseidon Kulübesi
- 000 -

Hades Kulübesi
- 000 -

Afrodit Kulübesi
- 000 -

Apollon Kulübesi
- 000 -

Ares Kulübesi
- 000 -

Artemis Kulübesi
- 000 -

Athena Kulübesi
- 000 -

Demeter Kulübesi
- 000 -

Dionysos Kulübesi
- 000 -

Hephaistos Kulübesi
- 000 -

Hermes Kulübesi
- 000 -

Yarışmalar

Araba Yarışı

- kazanan melezler -

Bayrak Kapmaca
- kazanan kulübeler -


Temizlik Denetlemesi
- kazanan kulübe -


Başarılar

Dönemin En İyi Görevi
- isim -

En İyi Kahramanlar
- isim -
- isim -
- isim -

Boncuk Sıralaması
- birinci melez -
- ikinci melez -
- üçüncü melez -



Paylaş | 
 

 Michael Raven

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
tncr32
İnsan
İnsan


Rp Yaşı : 16

MesajKonu: Michael Raven   Cuma Ekim 05, 2012 4:55 am

Gün, Cüce'nin düdüğüyle başladı. Dört bir yandan gelen ter ve çamaşır suyu kokusu nedeniyle yataktan çıkarken etrafa göz gezdirdim. Kaç senelik olduğunu kimsenin bilmediği mobilyalar; her yaş, şekil ve boyuttan çocuklar, neredeyse gözle görülür hale gelecek her türlü koku... ''Bir insan böyle bir yerde nasıl yaşar?'' diye düşünebilirsiniz. Ne yazık ki ben ve okulumu paylaştığım diğer çocukların hiçbiri seçme şansına sahip değil. Bu arada ben Michael. DEHB, disleksi ve yeterli olmayan bilgilerime dayanarak asperger bozukluğuna benzeyen bir hastalığa sahibim. Soyadım ve saçlarım nedeniyle bana genellikle ''Kuzgun'' derler. Ailem, kardeşim Brandon ve beni terk ettikten sonra ‘’Mutluluk Koleji’’ isimli saçma sapan yerde yaşamaya başladık. Bran'le gayet garip bir ikili oluşturuyoruz. O bildiğiniz kuzey ırklarındandır. Sarı saçlara ve beyaz bir tene sahiptir. Her zaman neşeli, dost canlısı ve yardımseverdir. Ben ise hafif koyu tenli, koyu saçlı, sohbet etmek yerine Kıllı Rob'un odasına gizlice girip bilgisayarında Diablo oynamayı tercih eden bir tipim.

Eski bir binada geçirdiğim ortalamanın altında hayatıma dönersek, 15 dakika sonra sınıfımızda toplanmıştık. Bu boğucu yerden kurtulacağımız günde olmamıza rağmen tarih öğretmenimiz Bay Robert yani Kıllı Rob son günümüzü bile mahvetmeye kararlıydı. Cüce adam kestane rengi saçlara, solgun bir yüze, pörtlek pörtlek etrafı seyreden gözlere ve vücudundan ayrılıp kendi özgürlüğünü ilan edecek bir göbeğe sahipti. Şişkin pembe dudaklarından tükürükler saçarak bağırdı:
''Bugün benden kurtulabileceğinizi zannediyorsanız yanılıyorsunuz.''
'Tanrım, bu adamın sorunu ne? Sadist mi acaba?'
''Koyu Kuzgun, paylaşmak istediğin bir şey mi var?''
Öğretmenlerim arasında sadece Rob, Brandon sarışın olduğu ve ben bu isimden nefret ettiğim için bana Koyu Kuzgun der.
‘Evet, kesinlikle sadist.'
''H-hayır efendim.''
''Güzel, son günümüzde insiyatif kullanarak size Napolyon'un Rusya sef-

Uyandığımda öğlendi ve Brandon elinde bir hançerle yanımda oturuyordu. ''O-o-o ne ya?!''
''Sana sormalı. Bir de parıl parıl parıldıyor. Seni gidi kirli çıkı seni...'' dedi sırıtarak. ''Hadi, akşam için hazırlanmalıyız.''
''Evet, çok eğlenceli olacak.''
‘Hiç de eğlenceli olmayacak.’

Birkaç saat sonra bütün okulun biriktirdiği paralarla tuttuğumuz salonun masalarının birinde oturuyordum. Ah! Daha önce söylemedim size. Ben asosyalim ayrıca. Öyle herkesin önüne çıkıp dans edemem yani. Her neyse, Mc Hammer’ın ‘’U Can’t Touch This’’i çalmaya başlayınca dayanamayıp arka kapıdan dışarı çıktım.

‘Hadi ama, bir insan sıkılacağını bile bi-
Tam karşımda yarı çıplak iki genç gördüm.
‘’Iyy! Daha özel bir yer bulamaz mıydınız?’’ Üstteki kız kafasını kaldırdı. Başta kız olduğunu sanıyordum. Dikkatle bakınca aslında buruşuk derili, uzun boyunlu, zayıf ve kanatlı bir yaratık olduğunu anladım. Suratı kanla kaplıydı. İçimdeki ses kendini parçalarcasına kaçmamı haykırırken yapılabilecek en aptalca şeyi yaptım. Kanın kime ait olduğuna bakmak için kafamı aşağı indirdim. Bu Brandon’dı; kardeşim, şu lanet olası hayatta sevdiğim tek kişi. Ve ben, o ölürken çılgınlar gibi dans eden geri zekalıları seyrediyordum. Ben gözümü kırpamayacak kadar karmaşa içerisindeyken arkamda biri konuştu.
‘’Michael, ondan uzak dur.’’ Bu Rob’du. Konuşmayı duyduğu anda yaratık tıslayarak geri çekildi. Bu arada çantamdan hançeri çıkardım.
‘’Benden uzak dur hain!’’Sesini size tarif edemem. Ama sesi aslında koku olsaydı; ıslak keçi postu, lahana çorbası, bozulmuş peynir, idrar ve çorap kokularının karışımı olurdu.
Sonra bir şey dikkatimi çekti. ‘’Hain mi?’’ Arkamı döndüğümde hikayenin gidişatına göre tahmin edebileceğiniz gibi, olması mümkün olmayan bir yaratıkla karşılaştım. Bu Rob’du, ama aynı zamanda değildi. Suratı Rob’du Rob olmasına ama vücudu kıllarla kaplıydı, boyu benim boyuma ulaşmış, eni de aynı oranda büyümüştü. ‘’Sen de nesin be!’’ dedim şaşkınlık içerisinde.
‘’Bize kerkop derler. Sentor yada satirler gibiyiz ama genellikle kötü tarafta oluruz.’’ Yeni fark ettiğim kuyruğunu öfkeyle savurdu. ‘’Lamialar melez avlamaz! Onu neden yedin?! Git buradan!’’ Artık Lamia olduğunu bildiğim yaratık alaycı bir tavırla güldü. ‘’Kardeşlerim empusalar sayesinde melezlerin daha lezzetli olduğunu anladım da. Ayrıca şu yakışıklıdan bir parça tatmadan bir yere gideceğim yok.’’ Pala büyüklüğünde pençelerini elime geçirdi. Pençelerini artık grotesk bir et parçası olan elimden çıkarırken dudaklarını yalayarak ’’Umarım kardeşin kadar lezzetlisindir şekerim.‘’ dedi.

Belki biliyorsunuzdur. Berserk savaşçıları kokladıkları bitki tozlarıyla savaş sarhoşluğuna öyle kapılırlar ki; kokularını tanımadıkları hareket eden her varlığa parça parça edene kadar saldırırlar.
’Lezzetli mi?’
O kelimeyi duyduktan sonra daha önce bahsettiğim karmaşa, yok edici bir gazaba dönüştü. Dünya kırmızı ve siyahtı. Bulanık şekiller etrafımda dans ediyordu. Sonrası, açıkçası pek bir şey hatırlamıyorum. Sadece bölük pörçük konuşmalar:
dost, yer, lamia, kayıp, el

Uyandığımda Rob bana pipetle su içiriyordu. Aslında su olduğuna emin değildim. Çünkü sıvı altın renkliydi. ''Kardeşin için üzgünüm Michael''
'Brandon'
Yakın olan elimi suratına savurdum. Ama ona ulaşamadım. Sağ elimin olması gereken yerde sargılar ve koca bir boşluk vardı.
''Tekrar özür dilerim. Tüm kolunu kaybedebilirdin ve daha fazla ambrosia içseydin küle dönerdin.''
Sonra omzuma hafifçe vurup gitti. Yaklaşık 10 dakika bitmek üzere olan sıvıdaki yansımama baktım. Kafam karışıktı, korkuyordum, öfkeliydim ve üzgündüm. Bir damla gözyaşı sıvıda dalgacıklar oluşturdu. Ve bir an Bran'i gördüm.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Michael Raven
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Melez Kampı Rpg :: Forum :: Rp Puan Belirleme Sistemi-
Buraya geçin: